✅ÇANAKKALE 1915✅

TARİHÇE

Antik çağdan kalan Troya kalıntıları il sınırları içerisindedir. Bölgede ilk yerleşim yaklaşık 6000 yıl öncesindeki Bakır Çağı'na dayanır.[6] Fakat bu dönemde şehrin kimliği ve yaşayan insanların özellikleri hakkında pek bir şey bilinmemektedir. Yapılan kazı çalışmaları ve çeşitli araştırmalara göre, bölgedeki ilk kalıcı yerleşim izi Kumtepe civarında bulunmuştur. MÖ 4.800 - 4.000 arasına tarihlenen Kumtepe höyüğü, bu tarihten sonra da çeşitli yerleşim izleri içeren tabakalara sahiptir

Bölgedeki kazılar ilk olarak 1934 yılında Cincinnati Üniversitesi'nden J.L. Caskey ve J. Sperling tarafından yapılmıştır. MÖ 3000 yılında kurulan Troia geçirdiği bir deprem sonucu MÖ 2500 yılında yıkılmıştır.[8] Sonraki yüz yıllarda çeşitli göçlerle kavim dengesi değişen Çanakkale bölgesi, MÖ 7. yüzyılda Lidyalılar'ın hakimiyetine girmiştir.[8] MÖ. 6. yüzyılın ortalarında bölgede Pers egemenliği başlamıştır. [9] Perslerin önemli imparatorlarından Darius ve Xerxes bölgeyi stratejik bir nokta olarak görüp, burayı ellerinde tutmayı amaçlamışlardır.

Yunan tarihçi Herodot'a göre Çanakkale Boğazı üzerinde Avrupa'ya geçmek için ilk köprüyü yapan Xerxes'tir.[8][9] MÖ 386'da Spartalılar ile Persler arasında yapılan Kral Barışı sonucu Persler bölgede hakimiyetini güçlendirdi.[10] MÖ 334 yılında Makedonya Kralı Büyük İskender bu bölgeyi Perslerin elinden almak istiyordu. Bu amaçla Çanakkale Boğazı'nı geçerek bugünkü Karabiga yakınlarındaki Kocabaş Çayı (Granikos)'nda iki ordu birbiri ile karşılaştı ve aldıkları büyük bozgun karşısında Persler bölgeyi Büyük İskender'in hakimiyetine bırakarak bölgeden çekilmek zorunda kaldılar.

Ancak İskender'in ani ölümü üzerine bölgeyi ünlü komutanlarından Antigonos yönetmeye başlamıştır. O da uzun süre yönetemeden, Balkanlardan gelen Kelt kökenli Galatlar, bölgeye yerleşmişlerdir.[9] MÖ 133'te Bergama Kralı III. Attalos'un vasiyeti üzerine Roma hakimiyetine giren Çanakkale, sonrasında Asia eyaletine bağlanmıştır.[11] Roma İmparatorluğu'nun 395'te Doğu ve Batı diye ikiye ayrılmasından sonra, bölge daha sonradan Bizans adıyla anılacak olan Doğu Roma İmparatorluğu'nun hakimiyetine girmiştir.[11] İmparator Justinian modern Eceabat yakınlarındaki Sestos bölgesinde boğazın kontrolünü sağlamak amacıyla kale inşa ettirmiştir. Bölgede ilk Türk hakimiyeti 11. yüzyıl sonlarında ünlü deniz komutanı Çaka Bey'in seferleri ile başlamıştır. Sonrasında Karesi Beyliği ile devam eden Türk hakimiyeti, 1361 yılında beyliğin savaşsız bir şekilde Osmanlı İmparatorluğu'na katılması ile bölgede yaklaşık 6 asır sürecek bir Osmanlı dönemi başlamış oldu.[11]

ÇANAKKALE`DE OSMANLI DÖNEMİ

İlin eski merkezi Biga olup, Cumhuriyet döneminde, Çanakkale Savaşlarında kazanılmış olan zaferlerden dolayı ilin ismi ve merkezi Çanakkale olarak değiştirilmiştir. İlin isminin kökeni ise yörede çok gelişmiş olan çanak-çömlek zanaatinden gelir. Şehrin iki simgesi hâline gelen Kale-i Sultaniye ile çanakçılık özdeşleşince de şehir "Çanakkale" olarak adlandırılmaya başlanmıştır. 1452 yılında Fatih Sultan Mehmet, Papalık Devleti'nin Bizans'a yardımını engellemek ve Çanakkale Boğazı'nın kontrolünü sağlamlaştırmak amacıyla boğazın en dar yeri olan Kilitbahir köyünde Kilitbahir Kalesi'ni yaptırmıştır.

ÇANAKKALE`DE YAPILAN SAVAŞLAR

Çanakkale Savaşları, Birinci Dünya Savaşı içinde, tarihin en kanlı muharebelerinin cereyan ettiği bölümü olarak bilinir. Bu savaşlar Türk’ün sayısız zafer, şan ve şerefle dolu tarihinin en parlak sayfasıdır. I.Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre önce, 1911-1912 yıllarında Osmanlı Devleti son Afrika toprakları olan Trablusgarp ve Bingazi’yi İtalya’ya kaptırmış, 1912-1913 Balkan hezimeti ise, 500 yıldır Türk olan Rumeli’deki son Türk hakimiyetini silip süpürmüştür. Bulgar ordularının İstanbul kapılarını zorlaması, İstanbul ve boğazların güvenliğinin tehlikeye girmesi, o zamanın devlet adamlarınca siyasi yalnızlığımızın tabii bir sonucu olarak değerlendirilmiştir . Dolayısıyla I. Dünya Savaşı’na rastlayan günlerde Osmanlı Devleti yalnızlıktan ve emniyetsizlikten kurtulmak maksadıyla bloklardan biri ile anlaşmak istemiştir. Fakat, Balkan Savaşı’nın kötü hatıralarının tesiri altında kalan her iki blokta Türk İttifakkını küçümsemişler ve bu ittifakkın kendileri için bir yük olmasından endişe etmişlerdir. Ancak, Alman İmparatoru her iki blok arasındaki savaşta, Osmanlı Devleti’nin hiç değilse bir kısım düşman kuvvetini meşgul edebileceği gerekçesi ile ittifaka dahil etmiştir.

Bu suretle Osmanlı Devleti, kaderini alelacele 2 Ağustos 1924’de “üçlü ittifak” a bağlamıştır. İşte Çanakkale Zaferi’ni yaratan kuvvet 1914 yazında küçümsenen, değeri hakkında yanlış teşhis konan bu TÜRK ORDUSU’ dur. Avrupa’da savaş bütün şiddetiyle sürerken, hareket harbinin yerini siper harbi almıştır. Bu cephede yarma yapmak ve kesin sonuç almak son derece zorlaşmıştır. Halbuki “Üçlü İtilaf” ın askeri gücü günden güne artmaktadır. Bu güç, hareket savaşına müsait başka savaş alanları da kullanılmaktadır. İngiltere Başkanı Lloyd George ve Bahriye Nazırı Churchill, bu görüşü benimsemişlerdir.

Çanakkale Savaşları, işte bu görüşü benimseyenlerin eseridir. Hareket sahası olarak Gelibolu Yarımadası’nın seçilmesi bu bölgenin jeopolitik bakımdan çok büyük öneme sahip olmasındadır. Boğazlar, Güney Rusya ve bütün Karadeniz kıyılarının açık denizlere olan tek çıkış noktasıdır. Harp halinde bu geçitin kapanması, Rusya için hayati önem taşımaktadır. Zira; Rusya’nın insan ve hammadde kaynakları zengin, fakat sanayi ve mali imkanları sınırlıdır. Bunun için uzun ve sürekli bir savaşın gerektirdiği silah, cephane ve malzeme ikmalini temin edemeyecek durumdadır. Bu durumda boğazlar doğu cephesinin en müsait ve hayati menzil hattını hafifletecek, dolayısıyla savaşı kısaltacaktır. Osmanlı Devletinin savaş dışı edilmesiyle muhtemelen Balkan Devletleri ve İtalya “İtilaf” Devletleri yanında savaşa katılacaklardır. O zaman İngiliz Bahriye Nazırı olan Churchill’in ısrarla üzerinde durduğu bu fikirler önceleri pek itibar görmemiştir

Ancak 1914 Aralık ayında başlayan Türk Sarıkamış Harekatı üzerine telaşlanan, çok zor durumda kalan ve hiç değilse bir kısım Türk Kuvvetlerinin başka cephelere çekilmesini isteyen Rusya’nın yükünü azaltmak için Çanakkale Seferine karar verilmiş, fakat kesin neticesi batı cephesinde arayanları darıltmamak amacıyla önce sadece donanma ile zorla Çanakkale Boğazı geçilmeye çalışılmıştır. 18 Mart 1915’de yaklaşık bir aydır sürekli olarak bombaladığı boğazın her iki tarafındaki Türk tabyalarının artık sustuğunu varsayan 12 zırhlı, 18 muhrip, 7 mayın tarama gemisi, çeşitli tıp nakliye destek gemisi ve uçak gemilerinden meydana gelen I Dünya Savaşı’nın en büyük ve en modern donanması, boğazı geçme girişiminde bulunmuştur. Ancak ehliyetli ellerde sevk ve idare edilen kahraman Türk Askerinin hayatını hiçe sayarak kanını fedakarca akıtması sayesinde dünyanın en modern silah ve teçhizat ile donatılmış düşman donanması, 7 modern savaş gemisini ve binlerce askerini kaybederek geri çekilmek zorunda kalmıştır. Zira: Mehmetçik, düşmanı denizden bir adım bile geçirtmemeye yemin etmiştir. Anadolu bozkırının o güne kadar deniz görmemiş çocukları, sanki kırk yıldır denizlerde savaşıp ta pişmiş kişilere özgün becerileri ile zırhlı düşman gemilerine geçiş hakkı tanımamıştır.

✯ÇANAKKALE KARA SAVAŞLARI✯

Deniz yoluyla boğazı fethedemeyeceğini anlayan ittifak devletleri 25 Nisan ve 6 Ağustos 1915 tarihleri arasında Gelibolu Yarımadası’ na çıkartma yapmış olup, çıkarma şöyle özetlenebilir: Asıl Kuvvetler Gelibolu Yarımadası’nın güney ucuna iki ayrı noktadan çıkacak ve boğazları kontrol eden tepeleri alacak, bunu başarmak için, iki tümenden oluşan bir Anzak (Avustralya ve Yeni Zellanda) Kolordusu Kabatepe bölgesine çıkacak, iki İngiliz ve Bir Fransız tümeni ile bir Hint tugayından oluşan kuvvet, Seddülbahir bölgesini ele geçirecektir. Aynı anda bir aldatmaca olarak, boğazın güneyinde Kumkale bölgesinde ikinci bir çıkarma yapılacak ve bazı donanma birlikleri orada da çıkarma izlenimi vermek üzere Saroz Körfezi’ne doğru seyredecektir. Fakat, kahraman Türk askerinin hayatını hiçe sayarak kahramanca dövüşmesi Türk komutanlarının bilhassa Mustafa KEMAL’ in üstün sevk ve idareleri sonucunda düşman başarısızlığa uğrayarak savaş, siper savaşı halini almıştır. Gelibolu Yarımadası’na çıkarma yapan düşman kuvvetlerini meydana getiren askerlerin milliyetleri son derece enteresandır. İngiliz ve Fransızlar’ ın yanı sıra, bizimle hiç ilgisi olmayan Cezayir Berberileri’ni Senagal Zencilerini, Avustralyalı, Kanadalı, Yeni Zellandalı ve Hintliler’i üzerimize salmışlardır.

Mehmet Akif;

Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı'nın güftekarı, şair ve yazar.

Seyit onbaşı

✯Seyit onbaşı kimdir? ✯ Türkiyenin en gurur duyucu isimlerinden birisi araştırmak istemezmisiniz?

Seyit Onbaşı Kimdir?

✯Çanakkale Yöresel yemekler✯

Nice destansı ve tarihi olaya ev sahipliği yapan Çanakkale deyince aklınıza ilk olarak köklü, kocaman bir kültür deryası, o doğa harikası boğazı, her adımınızda bambaşka, yepyeni şeyler öğrendiğiniz nefis bir şehir geliyor elbette, biliyoruz. Ama bu güzelim şehri sayfalarca anlatsak yetmeyeceğinden biz bugün sadece size zengin mutfak kültüründen, enfes yöresel lezzetlerinden bahsedelim diyoruz. Çanakkale'de yaşayanlara ne zamandır yapmadıkları yemekleri hatırlatıp akşam yemeği fikri olacak, memleketinden ayrı düşenlerin burnunda tütecek, Çanakkale'ye yolu düşmemiş olanlara ise gurme bir seyahat planı yaptıracak yemeklere bırakıyoruz sözü şimdi. Yemekler soğumadan siz de hemen buyurun lütfen.

Daha fazla bilgi almak için tıklayınız.

Çanakkalede Gezilmesi gereken yerler

Sehir hakkında

Türkiye’nin kurtuluşunda en önemli mücadelelerin verildiği ve muhteşem bir kahramanlık öyküsünün yazıldığı Çanakkale, Anadolu’nun kuzeybatısında, Marmara ve Ege Bölgesi içerisinde toprağı bulunan bir şehirdir. Edirne, Balıkesir ve Tekirdağ şehirleriyle komşudur. Çanakkale’nin nüfusu 2019 yılı verilerine göre 540.662’dir. Bu oranla Türkiye’nin 39. büyük şehridir. Çanakkale Destanı’yla ünü tüm dünyaya yayılan şehre bağlı Gelibolu Yarımadası, özellikle 18 Mart Çanakkale Zaferi’nde milyonlarca kişi tarafından ziyaret edilmektedir.

Çanakkelde Gezilmesi gerek bazı yerler

--------> Buraya tıklayınız.